Cuma, 29 Ağustos 2008
A.HAMİT'İN BRÜTÜS'Ü SAİT PAŞA

"Abdülhamit’i tahttan indiren fetva" başlıklı yazının devamı

Yer Yeşilköy Yat Klübü. İmtiyazlı yabancıların keyifli zamanlar geçirmek için hazırladığı o dönemin en gözde mekanlarından birisi. Tarih 27 Nisan 1909. Ayan (senato) ve Mebusandan (milletvekilleri), İttihat ve Terakki hareketeni destek verenler toplantı halinde. Bir diğer ifade ile Meclis-i Milli toplantısı var. Yan taraftaki küçük salonda ise bir imza attırma işlemi yürütüyüyordu. İlmiye sınıfı mebuslarından müderris Elmalılı Küçük Hamdi Efendi’nin (Elmalılı Hamdi Yazır) taslağını kaleme aldığı II. Abdülhamit’i indirme fetvası, Şeyhülislam Mehmet Ziyaeddin Efendi ile Fetva Emini Hacı Nuri Efendi tarafından onaylanmıştı. Kapının önünde Mebusan Meclisi Reisi Ahmet Rıza ve İttihat ve Terakki Merkez-i Umumi Azası Mehmet Talat Bey (Sadrazam Talat Paşa) ve Gazi Ahmet Muhtar Paşa sohbet ediyorlardı. Daha doğrusu içerden çıkacak belgeyi bekliyorlardı. İmzalanan fetva ile birlikte artık II. Abdülhamit’i indirmenin önünde hiçbir engel kalmamıştı. Fetvayı alan Ahmet Rıza Bey, elindeki kağıdı gizlemeye çalışarak öbür salona geçti ve kürsüde bulunan Küçük Mehmet Sait Paşa’ya uzatttı.(*) İçeride derin bir sessizlik hakim oldu. Sait Paşa, belgeye bir göz attı. İçeriğini muhtemelen bildiği bir belge idi bu. Bakışı daha çok, üzerinde bir değişiklik yapılıp yapılmadığına ilişkin idi. 

                                              ***

Sait Paşa’yı biraz tanımak gerek. II. Abdülhamit’in en güvendiği isimlerden birisi oldu. 7 kez sadrazamlık koltuğuna oturttu bu ismi. 30 yıl önce mabeyn katibi iken II. Abdülhamit onu keşfetmiş ve hızla ikbal basamaklarını yükselmesi için önünü açmıştı. Nazırlık ve sadrazamlık koltuğuna hızla tırmandı.Siyaset yapanlar için II. Abdülhamit-Sait Paşa ilişkisi çok dikkatli incelenmesi gereken bir konu. II. Abdülhamit için kim bilir kaç kez bağlılık yeminleri etti. Kim bilir kaç kez bütün geldiği makamları ona borçlu olduğunu söyledi.

                                              ***

Sait Paşa fetvayı okuduktan sonra kürsüdeki çanı peşpeşe çaldı. Salonda toplananlar gelen belgenin fetva olduğunu bildiği için Sait Paşa hiçbir giriş sözüne gerek duymadan hemen fetva metnini okumaya başladı.

Salondakiler, “imamet ve hilafet makamından feragat” (kendisinin çekilmesi) veya “zorla görevden alma” şıklarını ayrı ayrı oya sunmasını bekliyordu. Fakat, ön sıralarda oturmuş bulunan İttihat ve Terakki ile bir grup azınlık mebusu tempo tutmaya başladı: “Hal’, hal', hal’” diye.

RUM YORGİYADİS: YAZIKTIR FERAGAT ETSİN

Sait Paşa ayrı ayrı oylama yerine ayağa kalktı ve çanı yeniden güçlü bir şekilde çaldı. Şöyle konuşmaya başladı:

“Efendiler! Okunan fetva-yı şerif ve millet tarafından gösterilen arzu-yu umumi (genel istek) mucibince (gereğince), Sultan Abdülhamit Han-ı Sani’nin hilafet ve saltanattan hal’ine karar veriyor musunuz?”

İttihat ve Terakki’ye mensup mebuslar bir taraftan “Evet” diye bağırıyor, diğer taraftan alkışlıyordu. Bunlar arasında güngörmüş servet edinmiş, Padişah’ın şahsi lütfuna mazhar olmuş isimler vardı.

Karşı çıkanlar arasında ise iki isim vardı ki bunları unutmak mümkün değildi. Bunlardan birisi, II. Abdülhamit’in hışmına uğradığı herkesçe malum olan Ayan Azası Sahip Molla Bey, diğeri de yine Ayan Azası olan Rum Yorgiyadis Efendi idi.

Oturumu yöneten Sait Paşa, “zorla indirme” için el kaldırmayan bu iki isme hışımla baktı. Sahip Molla’ya sert bakışlarını göndererek, şöyle dedi:

“Hal kararını ittifakla mı, yoksa ekseriyetle mi alıyoruz.?”

“MÜRTECİ YORGOYADİS” NİDALARI

Sait Paşa iki elin yine kalkmadığını görünce onları “Evet” yönünde oy kullandırmaya zorlamak için yeni bir yönteme daha başvurdu:

“Hal’i kabul edenler lutfen ayağa kalksın.”

Sait Paşa, bu çağrıyı yaparken, bir çok kişi Yorgiyadis Efendi’nin etrafını çevirerek hakarete başladı:

“Alçak… Hain… Mürteci!..”

Yorgoyadis Efendi, iki elini başının arasına alarak ağlamaya başladı. Bu sırada iki mebus, Yorgoyadis Efendi’nin kollarına girdi ve dışarı çıkardı. Bu sahneyi gören Sahip Molla, Sait Paşa’nın “Kabul edenler lutfen ayağa kalksın” diye tekrarlayınca, kabul anlamına gelen şekli tamamlamak için zorla ayağa kalktı.

II. Abdülhamit’in 7 kez sadaret koltuğuna oturttuğu Sait Paşa, sevinçten çıldıracak gibi bağırmaya başladı:

“İttifakla kabul edildi. Sultan Abdülhamit ittifakla hal’edildi.”

Sait Paşa, yeni padişahın ismini de oylamaya koymayı ihmal etmedi:

“Hilafet ve saltanat tahtına, meşru varis Veliaht Mehmet Reşat Efendi’nin iclasına (oturtulmasına) karar veriyor musunuz?”

Eller yukarı kalktı ve salon “Yaşasın Beşinci Sultan Mehmet” sesleri ile dolmaya başladı.

Sait Paşa son kez konuştu:“Bu iclas da Meclis-i Milli’nin ittifakıyla alımıştır.”

Meclis-i Milli’nin toplantısına 240 mebus 34 Ayan azası katıldı. Meclis’in çoğu Türk ve Müslaman olmayan Rum, Bulgar, Ermeni ve Musevi üyeleri İstanbul’da olmalarına rağmen bu toplantıya katılmadı.

ÜÇ PADİŞAHIN BENZER KADERİ

Böylece 600 yıla varan Osmanlı hanedanında ilk kez üç hükümdar benzer kaderi paylaşmış oldu. Sultan Abdülaziz hazin biçinde ölüme gitti. (Kimine göre intihar etti, kimine göre boğularak öldürüldü.) Beşinci Sultan Murat akli dengesini kaybettiği için tahttan ferağat edildi. Ve 33 yıl bu imparatorluğu en zor döneminde yöneten II. Abdülhamit hazin bir şekilde tahttan indirildi.

__________
(*) Küçük Mehmet Sait Paşa (1838, Erzurum - 1 Mart 1914, İstanbul), Osmanlı devlet ve siyaset adamı. II. Abdülhamit saltanatında 7 kez ve İkinci Meşrutiyet döneminde 2 kez olmak üzere, toplam 9 dönemde dokuz yıla yakın sadrazamlık yapmıştır. Çok kısa olan boyu nedeniyle bazen Küçük Sait Paşa olarak anılır.
Sadrazamlıkları
18 Ekim 1879 - 9 Haziran 1880,
12 Eylül 1880 - 2 Mayıs 1882,
12 Temmuz 1882 - 30 Aralık 1882,
  3 Aralık 1882 - 24 Eylül 1885,
  8 Haziran 1895 - 30 Eylül 1895,
18 Kasım 1901 - 14 Ocak 1903,
22 Temmuz 1908 - 4 Ağustos 1908,
30 Eylül 1911 - 31 Aralık 1911,
31 Aralık 1911 - 22 Temmuz 1912

Ünal TANIK
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

 
© 2008 İbrahimağaoğlu